26.9.24
kemal, 2012
soğancık durağında inmeliydim. sürekli durak isimlerindeydi kulağım, inebilecek miydim, hangi çıkıştan çıkmalıydım, ben de fotoğraf makinemi getirmiştim, acaba bana neler öğretecekti. neticede indim. fakat, yanı sanırım, evine kadar beni karşılamamış, beni ayağına bekliyordu. ben ters yöne doğru yürümeye başladım. en sonunda çıktığını gatırlıyorum evinden, beni karşılamak için. evinde bana kahve ikram etmiş miydi? hatırlayamıyorum. aptal küçük bir halısı, amerikan mutfağı, küçük bi yatak odası ve eşeğe asılmış kıyafetleri vardı. gri bir sweatshirtü. bilgisayarda fotoğraflarını gösterdi. genellikle moda çekimleriydi bunlar. makinemi ona bırakmamı, denemek istediğini söyledi. fakat bu makine babamdan bana kalan kaç yıllık bir 35 mm'di. yine de verdim. hadi dedi senin fotoğraflarını çekelim, bi de tshirtünü çıkar bakayım öyle çekelim, istersen bi de yatakta çekelim? yatağa geçtik, soyundum. aklımda ne vardı hatırlamıyorumm, fakat kasıklarımı girmek için zorladığını hatırlıyorum. kız arkadaşıyla her yerde yapabiliyormuş çünkü o hemen ıslanıyormuş. kendimi ıslanamıyorum diye kötü hissettiğimi hatırlıyorum. çok zorlamış olmalı ki yurda dönerken yürüyemediğimi hatırlıyorum, bir kayganlaştırıcı kullandığını, sonunda vazgeçip uyuduğumuzu, içim rahatlamıştı. çünkü penetre olmamız gerektiğini, ona ispatlamam gereken bir şeymiş gibi düşünüyordum ve olamamıştı çünkü ben bakireydim. uyuduğuna sevinmiştim. o gün mü çıkmıştım evinden yoksa ertesi sabah mı hatırlayamıyorum. yanlış durakta inmiştim, kasıklarım çok acıyordu.
benim hatırımda hala. sevgili kemal, 20 yaşındaki birini fotoğraf çekme bahanesiyle soyundurup kandırmamalıydın. öyle ya bazılarımız kötü insanları sonradan tanıyor. seni affetmiyorum. üzerimde kurduğun o geri zekalı otoriteyi affetmiyorum. sonrasında makineyi vermemek için bahaneler üretmeye başladı. özellikle arayıp soğancık'a tekrar gidip aldım makinemi. gelip gelmeyeceğinden bile emin değildim halbüki.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder