26.9.24

Sevgili Yüksel Hocam, merhabalar. Size aramızdaki kırgınlık/iletişimsizliği düzeltmek, az da olsa sebeplerini tahmin ettiğimi söylemek, Meltem hocayla aramızda geçenler hakkında size kendimi ifade etmek istiyorum, çünkü aramızdaki bu kırgınlığın bir sebebinin de onun size benim hakkımda anlattıklarıyla ilgili olduğunu düşünüyorum. Çekya'dan döndüğümde ne yapacağımı bilemez bir haldeydim, olayları kavrayacak bir ruh sağlığım yoktu. Kendisi benim aklıma yavaş yavaş girdi, bana sürekli 'senin maneviyatın eksik, sen maddi manevi hiçbir şey istemiyorsun, neden yaşıyorsun ki sen' diyordu. Bugün karnım ağrıyor dediğimde gökyüzünden olduğunu inanarak söylüyor, kendisini 'şifacı' olarak tanımlıyordu. Bana da yer yer sen de şifacısın diyordu. 'senin benle tanışman bana verilmiş bir görev, ben bunlara görev diyorum' diyip kendisini seçilmiş bir kişi olarak görüyordu. Bana bağ koparma meditasyonları atıp, günlerce 'yaptın mı sana verdiğim ödevleri' diyip sorguluyordu. En sonunda yapmadığım halde kurtulmak için yaptım dediğimde 'anladım biliyor musun, çünkü sen de bir şey var, seni bir türlü sevemiyorum ama şu an enerjin çok temiz' dedi. Kendisine karşı saygı duyup sevdiğim için, bu söylediği her şeye yavaş yavaş inanmaya başladım. Beni bir şekilde eksik hissettiriyordu, maneviyatımın olmadığını kötü bir şeymiş gibi söylüyordu. Üzerindeki taşlara saçım bile değse 'taşımı elleme' diye uyarıyordu. 'Sana niye bunu söylüyorum bilmiyorum ama kendini toparla elif, deli gibi bakıyorsun, senin üstünde bir şey var, birinin bağı gitmemiş senden' diyor, elimi isteyip fal bakıyor, ayak parmaklarıma bakıp hayatım hakkında yorumlar yapıyordu. Benim ona anlattığım özel hayatımı, erkek arkadaşına ve kız arkadaşlarına anlatıp, onların benim hakkında neler söylediğini bana anlatıyordu. Senin vesvelerin gitti di mi elif, çünkü onları ben aldım, artık vesveseliyim, ben bu şekilde acı çekiyorum, allah da beni ödüllendiriyor diyordu. Bana sınav taşı, koca bulma taşı verip takmadığımda, arkadaşının 'durugörü' baktığını ama ben taşı takmadığım iiçin bakamadığını, enerjimin onlara çok ağır geldiği söylüyordu. 'Demek ki sende çok ağır bir enerji var, önümüzdeki 60 gün kırmızı giy' diyordu. Oturacağı koltuğu eliyle süpürüp 'başkasının enerjisi kaderi bana geçmesin' diyordu. Daha birsürü inandığı hurafelerden örnekler... Bunlarla başa çıkabiliyordum fakat en son, benim hakkımda arkadaşı yağmur'dan indigo reçetelerini çaldığımı, bundan para kazanacağıma dair bir dedikoduyu bütün kursiyerlere anlattı. İnsanlar bana garip garip bakıyor, doğal boyama workshop'u verip vermeyeceğimi soruyorlardı. Ağlamadığım halde insanlara elif ağlıyor, şunu şunu demişler gibi sözler yayıyordu. Beni birine sarılırken görüp o kişiye ' elif'ten beyaz ışık çıktı, gördüm, o beyaz ışık onun negatif enerjisiydi ve sana geçti' diyordu. Workshop için bina sahibi olan kişiyi arayıp 'Elif'i engelleyin, yapmasın' gibi uyarılarda bulunuyordu. Beni kıskandığını, bu nedenle size de beni kötü gösterecek şeyler anlattığını, art niyetli biri olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle oradan arkama bakmadan ayrıldım. Vicdanım rahattır Yüksel Hocam, bana inanırsınız inanmazsınız bilemiyorum, ben yine de size anlatmak istedim. İyi çalışmalar dilerim, kendinize iyi bakın hocam.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder