3.6.16

içselleştirdiğim her şeyin sınırında kalıyorum.

-bok. mimar sinan ganodan 2.80 istiyor. benimki 2.68 ve açıklanmayan 5-6 sınavım daha var ki zorlasan 2.80e ulaşmaz zaten orta halli geçmişti çoğu. mimar sinanın 2.80 istediğini öğrenince yarım saatliğine gene evrene küstüm ama ben en küçük engelde bile böyle düşersem ohoooo. diğer üniversitelerin de sınırlamalarına takılıyorum hep. napalım belki olmaz bu sene yüksek lisans. beklerim. o zamana kadar iki makale daha üretirim. hiç gocunmam. zaten ben kendimi bildim bileli var olan durumlara ayak uydurabilmeyi her zaman başarmışımdır. aferim bana.
-bugün selmin hocadan tezimi aldım. her yerini deşmiş, bunu şöyle deme, böyle yaz, şu kavram olmaz bu akademik bi çalışma, alt başlık aç, sen zaten dünyadaki transseksüellere pek girmemişsin, ben size şunları düzeltmeniz gerektiğini söylüyorum evet utanıyorsun ama ben de sıkılıyorum gibi, gibi.. bir de referans mektubu istedim, verdiği derslerden 80 altı alan öğrencilere refere olmamayı tercih ediyormuş, baktım transkriptime başlarda cc, cb, sonra sonra aa, ba olmuş. bilemedim verir mi. canı sağ olsun. tezin üstündeki emeği yeter.
-deniz diye bir arkadaşıma çıkıcam galiba. aylık 240 lira kira düşen, ataşehirde bahçe katında bir dairede kalıyor.
-neredeyse iki senedir konuşmama kararı aldığım iki arkadaşımla konuşuyorum. şu an öyle güzel bir büyünün içindeyim ki, çok güzel bir duygu bu. ve daha önceden kafaya taktığım tek eşlilik mevzusunu da alaşağı ediyor. sevginin bütüncül bir şey olduğunu algılamalıyız. sevgi bütüncül, aynı anda birden fazla kişilere yoğun hisler duyabiliriz ve bu bizi daha çok özgürleştirir, ki onlara duyduğumuz sevgiyle tek eşli yaşadığımız ilişkiye de daha çok anlam büründürebilir. hiç bozulmasın.
-kadıköy kitap günlerine gittik duygu, anıl ve şafakla. ben altı tane kitap aldım aylak adam yayınlarından. bir de seneler önce filimadamından konuştuğum bir arkadaşımı gördüm, geçen sene de hrant dink'in anmasında görmüştüm de selam verememiştim neden bilmem, pişman olmuşum demek ki, çıktıktan sonra tekrar x-rayden geçip 2.peron 12.sıradaki mert'e selam verdim. sahafa çağırdım. ne güzel insanlar.
-balkonumuzdaki bitkiler inanılmaz büyüyorlar. bitkilerin bir ruhu olduğuna inanıyorum, onlara su vermesen de telepatik olarak onlara karşı duyduğun hislerle mutlu oluyorlar bence. bir arsız kaktüsüm var, çılgın gibi büyüyor. canım.
-bugün pazardan dört makine ve dört filmi 20 liraya çıkarttım. ve bit pazarından 35mm film bulabilmem de ne kadar şanslı olduğumun bir kanıtı gibi. alerjim yüzünden pazara gelecek olan annemi de ektim :(
-kilo almışım, aman boşver, tiroit kontrolüne de gitmiyorum zaten sallamışım yeeeaaaööö
-sonunda duyguma ulaşabildim. yihhu.

bu kadar.

2 yorum:

  1. Talk to her diye bi film vardî.. bu terapotik bağ ile ilgili... vaktiyle izlemiş ve etkilenmiştim

    YanıtlaSil
  2. duymuştum ben de, akşam izlerim, sağ ol (:

    YanıtlaSil