eliferen92@gmail.com

21.11.16

'1 dakika önce
Şimdi artık, bütün toplantıları iptal edin.'
yakup kahveyi acı severmiş. soğukken bile içiyormuş. geceden hazırlayıp, kalanını sabah da. aşağıya iki tabak koydum dün. anısına acı kahve içtim. yakubun anısına da acı kahve içmiştim. anısına yaban mersinli pasta yaptık. yaban mersinli pasta. peri gibi pasta. çünkü güzel kuyruk peri gibiydi. kani nefes alsın diye dilini çekip çıkarıyordu. ama güzel kuyruk nefes almadı. ayrılık çeşmedeki mezarlığa gömdük. yol boyunca aklımda ederlezi. mezarına şarap dökmek istedim. poşetini açmadık. üç değil iki çay tabağı. güzel kuyruk rüzgar oldu gitti. uçtu. bir pazar günü. normalde de öyleydi ya, hani kendi halinde, sessiz sakin. aşağıya en son o inerdi. hilmi vuruverirdi. olcayla bakışırlardı koyduğum ıslak mama tabağına, nezaketten. ölümünü seçmiş gibi, pazar günü, kendi halinde, kafenin hafta içinde en sakin olduğu gün gitti, nezaketen, belki mahcubiyetten. tüyleri bir şişede şimdi. kasım ayı 24 sene boyunca hiç bu kadar ağır geçmemişti. 'umudum üzülüyor'. canım güzel kuyruk. eski adı padme'ymiş. kucağa gelmiyordu mesela. ama sevdirirdi. samimiyetinden şüphe etmedim. canım yanacak, bir ölümü daha kaldıramayacağım diye kimseyle bağ kurasım, sevesim, alışasım gelmiyor. sonra çok bencilce bir yerden diye düşünüyorum. 'matematik değil ya' der duygu hep. yirmi kasım iki bin on altı. güzel kuyruk göçtü. saat 9.30da kafeyi açtım. saat 9.30da kafeyi açalı beri gördüğüm görüntüler, dinlediğim sesler, saat birde güzel kuyruğun aşağıdan gelen sesi, aşağıya titreyerek inişim, güzel kuyruğun her zaman durduğu yerden inleyişi, onu ordan çıkaramayışım, koltuğu çekişim, güzel kuyruğu kucağıma almam, yukarı taşımam, ayakları kırılmış diye korkup yukarı bırakışım, yürüyüp çiçekli sandalyenin altına yatıverişi. eylemin gelmesi, kaninin gelmesi, ağzındaki köpüğü görmesi, karnına bastırışı, hmm demesi. hmm. kliniğe gelen hastaya 'önce bu kediye bakmam lazım, bu kedi ölüyor çünkü' diyişi, tüylerini kazımamız, damar yolu arayıp bulamayışımız, sonra kaninin bizi dışarı çıkartması, eylemin ağlayışı, öykünün ağlayışı, duygunun içeride ağlayışı, sidarın sessizliği, ayhanın tütün sarması, eylemin elinde boxla hıçkırarak dışarı çıkışı, benim köşede oturmam, hissizliğim, kürek bulmamız, mezarlığa yürüyüşümüz, akşam salak salak şeymlıs izlemem, 3 saatlik uykuyla duruyorken uyuyamamam, salak salak sahafa gitmem, salak salak kitap okumam, ne yaptığımı bilememem, ertesi gün her şey normal gibi davranmamız, prenses denilince içimizin burkulması, normal gibi patates soymam, normal gibi yemek yememiz, normal gibi okuma yapmam, normal dertlerimi düşünmem. niye gitti ya. niye öldün ki durup dururken, neden. sessizliğimle içime gömülüyorum. yakup belki tercih etmişti intihar etmeyi. sen niye gittin ki güzel kuyruk. canım güzel kuyruk. hatırana pasta yaptık. sana layık bir pasta. yaban mersini de koyduk içine.

2.11.16

:((


BİR GÜN SABAH SABAH

Bir gün sabah vakti kapıyı çalsam,
Uykudan uyandırsam seni:
Ki, sisler daha kalkmamıştır Haliç ten.
Vapur düdükleri ötmektedir.
Etraf alacakaranlık,
Köprü açıktır henüz.
Bir gün sabah sabah kapıyı çalsam...
Yolculuğum uzun sürmüş oldukça
Gece demir köprülerden geçmiştir tren.
Dağ başında beş-on haneli köyler,
Telgraf direkleri yollar boyunca
Koşuşup durmuş bizle beraber.
Şarkılar  söylemişim pencereden.
Uyanıp uyanıp yine dalmışım.
Biletim üçüncü mevki,
Fakirlik hali.
Lüle taşından gerdanlığa gücüm yetmemiş,
Sana Sapancadan bir sepet elma almışım.
Ver elini haydarpaşa demişiz,
Vapur rıhtımdadır pırıl pırıl,
Hava hafifden soğuk,
Deniz katran ve balık kokulu.
Köprüden kayıkla geçmişim karşıya,
Bir nefeste çıkmışım bizim yokuşu...
Bir gün sabah sabah kapıyı vursam,
-Kim o dersin uykulu sesinle içerden.
Saçların dağınıkdır, mahmursundur.
Kimbilir ne güzel görünürsün sevgilim,
Bir sabah vakti kapıyı çalsam,
Uykudan uyandırsam seni,
Ki, daha sisler kalkmamıştır Haliç ten.
Fabrika düdükleri ötmektedir.


Turgut UYAR