eliferen92@gmail.com

9.5.15

bir sene önceki halimle şu anki halimi yan yana getirseler, eskisi yenisine imrenerek bakardı, yabancıymış gibi. ortada gözle görülür bir değişim var, hiç kuşkusuz. bazı durumların kabülünü, farkındalığını şu an yaşıyorum.
bir yerlere yazmıştım kendim olamadığımı. işin gerçeği şu ki, anılla olmak, yanında olmak beni mutlu ediyor. onla bir şeyler yapmak, onla koşturmak hoşuma gidiyor.
bu sıralar pekçok kitabı bir arada okuyorum. anılın bahsedipdurduğu, oku oku dediği 'toltek dönüşüm yolu'nu okuyorum. orada, bi 15 dakka fikirlenirizi izleyin, fikirlerinizin akışını izleyin diyordu. nasıl olduklarını, neye benzediklerini analiz edin, daha sonra doğruyu yanlıştan ayırın, yanlış olanlarla dalga geçin, ne kadar aptal ve komik göründüklerini görün diyordu. ayrıca hissedilen şeylerin nasıl başka bir dille ifade edilebileceğini öğretiyordu. kitabı okuduğum zaman ilk başta pek faydasını göremedim. sonra yaşamım üzerine uygulamaya geçtim farkında olmadan. ya da farkındaydım bilemiyorum. bu, ilk şöyle oldu. birkaç gündür anılla aramda çözemediğim duygular hissediyordum. ki birkaç gün önce de boşlukta olduğunu söylemişti. ne hissettiğini bilmiyordu. 'geçecek mi geçmeyecek mi bilmiyorum, sana yurda git daha iyi olur demiştim' gibi bir şeyler demişti. düşüncelerim beni hemen ayrılmak gibi bir korkuya itti. acaba, ayrılacak mıyız, o kadar şeyden sonra. yok canım ayrılmayız ama bi soğudu sanki gibi gibi, içi boş ve çürük bir zeminin üzerine tuğla tuğla saçma sapan fikirler üretipduruyordum. bu düşüncelerimi gördüğümde 'ulan ben manyak mıyım' dedim ve kitaptaki gibi, ne zaman kötü bir şey düşünecek olsam 'nokta' dedim ve fikrin gideceği yolu kapattım. birkaç kez denediğimde zaten bilinçsiz olarak artık bunu ayarlayabiliyordum. sonra, gerçek, açık seçik, alenen gözümün önünde duruyordu zaten. anıl. bir senedir beraberiz. bir hayali vardı: sahaf açmak. yaptı. sahafı açtı fakat birtakım sıkıntıları da beraberinde getirdi: vergi, raf, pos cihazı, kira vs. birsürü parasal sıkıntılar, kitap bulamama gibi. burada aslen kendimi bencil buldum. bunca zamandır onun yanındaydım, fiilen. ama sıkıntılarını, kaygılarını, heyecanını, üzerine yüklendiği sorumluluğu paylaşıyor muydum? ondan ayrı kaldığım 2-3 günde bunları düşündüm. sonra zaten çözüldü :) yaşadığım bu kısa sürece ona da anlattım. o da hiç olmadığı kadar şeffaftı. -ya da- daha önce de şeffaftı, ama bu kez benim 'bir sorun mu var acaba, kesin bir sorun var, hadi hemen anlatsa da çözsek, çözsem, olsa bitse hemen çabuk çabuk' tavrımdan çıktığımı görünce daha da şeffaflaşıp anlattı hissettiklerini.
bu, tüm insanlara karşı yaklaşımımda da farklı yollarda yürümemi sağlayacak olan girişimdi. yürüdüğüm yolu zorlaştırdığımın farkındaydım. ama geçmişe dönerek hiçbir şey elde edemem, kendime olan saygım, düşüncelerim, hislerim, hepsi iyi ya da kötü birer parçamdılar ve hala da parçamlar bunu inkar edemem, varlıklarını, bir zamanlar var olduklarını görmezden gelemem. ben belki de şu anki halimle eskiden beri yaşamaya devam etseydim hiçbir şey değişmeyecekti. ama kötü halimi iyi hallerimle fark ettim. bu benim hayatımda fark ettiğim en değerli şey belki de. korkuyu öğrendiğim gibi korkmamayı da 23 yaşında öğrettim kendime.
kendimi çok fazla hayatta, yaşıyor hissediyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder