eliferen92@gmail.com

11.12.14

şimdi ben size, bana verilen 10 dakikada ne anlatabilirim? iyi olmadığımı, mutsuz olduğumu, boğulduğumu, NASIL 10 DAKİKADA ANLATACAĞIM? mesela bölümü sevmediğimi, ne bileyim ben işyerindeki memurları sevmediğimi, artık en ufacık bir şeyde sinirlendiğimi OF
Mesela
bir soru bulmam gerek. evet. belki soruyu bulursam dayanması daha kolay olur.
- karşıdan karşıya geçiyorum. haldun tanere geçmem, rezerve ettiğim tiyatro biletlerini almam gerek
'bi şey sorabilir miyim'
-ı ıh
'sadece bir şey'
-ı ıh
'çok tutmayacağım'
-ı ıh
IIIIII IIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIAAAAAAAAAAAAAAAHHHHHHHHHH
karşıya geçiyorum, sistemin kapalı olduğunu öğreniyorum.
'işlem yapamıyorum'
çok içim sıkılıyor ya, kuş mu vursam?
sonra tekrar karşıya geçmem gerekiyor. ortalık birden kalabalıklaşıyor. alanın ortasına sik gibi diktikleri dev ekranda çeşitli reklamlar dönüyor.
SONRA KARŞIYA GEÇMEYE ÇALIŞIYORUM -insanlara yaşam alanları bırakmanız gerekiyor büyüklerim
senin götün donmuyor mu? götünü kırmızı pardesün kapatıyor ama giydiğin ince ten çorabın ayakkabının ayağını çıplak bıraktığı yere çamur sıçramış.
Zavallı.
Bilmem kim böyle olmak ister.
Neyse.
uzatmayalım. ne diyorduk?
evet, soru! soruyu şahsen beş senedir arıyorum zira evden ben beş sene önce ayrıldım. zaten ondan  önce de bana soru sorma hakkı verilmedi.
bir ara sanırım -yani yaklaşık bir sene önce-
-yani bu zamanları geçen senenin- saitfaik'le buldum zannettim(-mişim)
                  (kafam karışık izninizle, toparlayabilirsem)
fotoğrafı görünmeyenin altında görünen gibi görüneni de görmemi sağlayacağı fikriyle -saitfaik bana insanları sevmeyi öğretti. tabi ben unuttum bunu zamanla. yani çok da olmadı aslında. ya da ben öyle olması için baya bir direttim herhalde. belki de o kadar çok soru var ki, içlerinden birini seçmekte zorlanıyorum.
'yaşamak ağlamakla gülmek arasında gidip gelen bir süreçtir' diyor tatlı sevgilim.
ki zaten ben soruyu bulabilsem, bunu söyleyebilme yetisine, sahip olmuş olacağım. zaten söyleseydim de tüm bunları yazıyor olmazdım.
yazılmış olan tüm kitapları bir evren olarak düşünelim; ben burada kara deliğe düşmüş kitaplarla birlikteyim, bir kitap tuttuğumda belki evrenle gezegenlere açılan bir samanyolu boyunca ilerleyeceğim, ama yolu bilmeden soruyu bilmeden. belli ki kara deliğe düştüysem soğumuşumdur.
geçenlerde 23 oldum, düşünebiliyor musunuz? bu ne demek kestirebiliyor musunuz? mesela 23 tane 10 aralık demek. evet.
(gerçi tabi, zaman ölçülebilir olduğunda anlamlanan bir kavramdı)
       08.30 ---> mesai
       17.00 --->ders başlıyor(her gün)
şimdi benim ve tüm insanların nefes alabilmesi için haftasonu tatilleri yeterli mi? hm.. HAYIR.
ben derslerimin kiminden feragat edip nefes alabiliyor muyum? KISMEN. yetiyor mu? KESİNLİKLE HAYIR.
negatif enerji bana otomatik olarak kentle ve kentin getirdiği faktörlerle yükleniyor mu? EVET.
benim toprağa basmam gerekiyor. toprağın enerjimi boşaltması gerekiyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder