eliferen92@gmail.com

25.2.14

içeri girdiğimde akordeon çalışıyordu. uzun ve dar koridorları, zemine uzak bir tavanı, zeminden tavana kadar döşeli kitapları olan bir sahaftı burası. aradığımsa varlık yayınları basımlı herhangi bir saitfaik kitabıydı. bu sefer, yann tiersena çalışmaya geçmiş bey, içeri bi arkadaşının girmesiyle çalışmasını kesti. ben kitapları incelerken sahafların durumlarından bahsettiler, kitap fuarlarının organizasyonlarından, büyük bir organizasyon olmadığı zaman bu organizasyonu yapan kişinin/kurumun geri çekildiğinden ve sahafları zor durumda bıraktıklarından. sonra, akordeonbey siz de çay ister misiniz hanımefendi? diye sordu. ilk ziyaretim olduğundan ya da beklenmedik bir şekilde kasılırım diye korktuğumdan ya da kendimi konuşmak zorunda hissederim diye yine ya da her halükarda ezberlenilmiş bir cevap vereceğimden hayır teşekkür ederim dedim. gide, wilde, proust, n. ataç, makal ve birçok yazarın çoğu dillerde eski basımlarını gördükçe büyüleniyordum, gözlerim sanki raflar arasında değil de her şeyin kaynağındaydı, tözüne inmişti, aradığını artık aramasa da olurmuş gibiydi, derken, orada, küçük, pencereleri kırılmış ahşap bir dolapta 3saitfaik gördüm, birini alıp akordeonbeye rafta yalnızca 3tane saitfaik var, hepsi bu kadar mı diye sordum. evet hanımefendi rafta gördükleriniz dedi. geri dönüp tekrar incelediğimde varlık yayınlarının özel olarak dizilmiş yerini gördüm, burada pekçok saitfaik buldum, bunlardan 5tanesini alıp 3 tanesini bıraktım ve bunlar 54,59,65 basımlı tümünü 30liraya aldığım fakat laynein de dediği gibi tanesini 300e satmayacağım her sayfası cımbızla çevrilecek değerli eserlerdi. sahaftan çıktığımda laynele gittiğimiz kahveciyi ararken ikinci sefer modada kayboldum. kedi sevdim. fotoğraflar çektim. yarım saatlik bir kayboluştan sonra nihayet bulabildim kahvecimizi ve orada bir kahve içtim. kedi sevdim. okula dönmek için bahariyeye çıktım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder