eliferen92@gmail.com

23.8.13



geçenlerde modada bi pastanede laynele otururken yeni lensin netlemesiyle oynuyor, vizörden etrafa bakınıyordum. o sırada bi adam geçti vizörün önünden. yaşlı adam kafasını hafif yana eğmiş, yürüyüş halinde sigarasını yakmakla uğraşırken arkasından kırmızı kamyonumsu (tam adını bilemiyorum, adama arka plan oluşturacak kadar büyüklükte) bi araç geçti. öyle güzel bi andı ki. o anı yakalamak üzereyken filmi sarmadığımı fark edip içime buz gibi bir şey akıttım.

bugün sksye kısmi zamanlı öğrenci çalışma çizelgesini vermeye giderken açık amfide kollarını göğsünde birleştirmiş uyuyan bi çocuk gördüm. işyerinden çıkmadan evvel makinemi yanıma alsam mı almasam mı ikileminde kalıp sonunda karar verip almamıştım. çocuğu gördüm, belgeyi teslim ettim. makinemi alıp tekrar amfiye geldim. fotoğrafı tam çekerken film bitti. film bitmeseydi güneşi bekliycektim. yemin ederim bekliycektim. neden güneşi bekleyip çekmemiştim. belki de o anı öldürmek, garantiye almak istemiştim. çocuk uyanabilirdi çünkü. ah, o yaprakların bir bir duvara düşen gölgelerini bi çekebilseydim!

artık o anı benden başka kimse bilemeyecek, o anı asla geri getiremeyeceğim, ayrıntıları hafızama yenik düşecek. tıpkı modadaki o gün gibi, henryconun filmi hiç sarmaması zenitin film bittiği halde çekipdurması gibi. hiçbiri geri gelmeyecek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder