eliferen92@gmail.com

4.12.13

rilke okuyayım dedim ama kafamı veremedim. belki de kafam yalçın tosunda kaldığı içindir bilemiyorum. belki de kitaplar bana ait olmadığındandır. bu kitapları kütüphaneden almıştım. rilkeyi ve kafkanın amerikasını. uzun vakittir kendi aldığım ya da benim olan kitapları okuyorum. benim olması belki de okuyacaklarımın da bende kalmasına garanti veriyordur kim bilir?


sanki kitabı kütüphaneye iade ettiğimde okuduklarımı da kitapla birlikte iade edecekmişim gibi.

27.10.13

tarayıcı lazım ya

26.9.13

http://shootingfilm.net/2013/09/film-photography-by-elif-eren

5.9.13

yol

http://www.behance.net/gallery/-yol/10750961

24.8.13

onyedi



bachın doğru çizgilerden nefret ettiği kestirme yollara sapmaya hiç yanaşmadığı söylenegelmiştir. özellikle fuguelerinde dört sesin ve çifte figürün peşisıra eğrinin sonsuz çağrısına kapıldığı sarmal ve kırık devimlerle ilerlediği ama bir yere gitmeye çalışmadığı görülür: her şey buradadır, 'öte' bizim imgelemimizde genişleyen, genişleyebiliyorsa genişleyebilen bir diyardır. kendini yineleyen kendi dokusuna öykünen bir akış bir mantık; kendi etrafında merkezinde dönenmekten dipsiz kıvançlar elde eden bir oyunculuk: yapraklarının içinden açılan gül, üstüne kapanıveren etobur çiçek.

enis batur/acı bilgi

23.8.13



geçenlerde modada bi pastanede laynele otururken yeni lensin netlemesiyle oynuyor, vizörden etrafa bakınıyordum. o sırada bi adam geçti vizörün önünden. yaşlı adam kafasını hafif yana eğmiş, yürüyüş halinde sigarasını yakmakla uğraşırken arkasından kırmızı kamyonumsu (tam adını bilemiyorum, adama arka plan oluşturacak kadar büyüklükte) bi araç geçti. öyle güzel bi andı ki. o anı yakalamak üzereyken filmi sarmadığımı fark edip içime buz gibi bir şey akıttım.

bugün sksye kısmi zamanlı öğrenci çalışma çizelgesini vermeye giderken açık amfide kollarını göğsünde birleştirmiş uyuyan bi çocuk gördüm. işyerinden çıkmadan evvel makinemi yanıma alsam mı almasam mı ikileminde kalıp sonunda karar verip almamıştım. çocuğu gördüm, belgeyi teslim ettim. makinemi alıp tekrar amfiye geldim. fotoğrafı tam çekerken film bitti. film bitmeseydi güneşi bekliycektim. yemin ederim bekliycektim. neden güneşi bekleyip çekmemiştim. belki de o anı öldürmek, garantiye almak istemiştim. çocuk uyanabilirdi çünkü. ah, o yaprakların bir bir duvara düşen gölgelerini bi çekebilseydim!

artık o anı benden başka kimse bilemeyecek, o anı asla geri getiremeyeceğim, ayrıntıları hafızama yenik düşecek. tıpkı modadaki o gün gibi, henryconun filmi hiç sarmaması zenitin film bittiği halde çekipdurması gibi. hiçbiri geri gelmeyecek.
bugün sksye kısmi zamanlı öğrenci çizelgesini
bugün sksye kısmi zamanlı öğrenci çalışma çizelgesini vermeye giderken

18.8.13

bitmesi gerekiyorsa biter.